• facebook
  • twitter
  • googleplus

Hong Kong’da yaygın grevler gündemde

  • Ağustos 3, 2019
  • 0

Hong Kong‘un Çin milletçe Cumhuriyeti‘ne bağlı yönetiminin ve Çin’in merkezi yönetiminin de protesto eylemleri karşısındaki tutumları gittikçe sertleşiyor.

Pazartesi günü, yarı resmi China Daily gazetesi, Hong Kong’da bulunan Kızıl silahlı güç garnizon komutanının, olayların “Bir ülke-iki sistem ilkesini tehlikeye attığını” öne sürerek “asla onay edilemez olduğunu” ve “gerekirse müdahale edebileceklerini” açıklama ettiğini aktarıyordu. South China Morning Post gazetesi ise Hong Kong’da tırmanan olayları “bir siyasi ve ahenk gösteren ücret krize yollar açıyor” şeklinde tanımladı.

Çin yönetiminin geçen ay yayımladığı “Yeni Dönemde Çin’in ulusal Savunması” başlıklı raporun optiğinden bu gelişmelere bakınca akla, Hong Kong “Bir ‘Yeni Soğuk Savaş’ın platformu mu oluyor?” ve “Tiananmen Alanı katliamına doğru mu gidiliyor?” benzeri sualler geliyor.

Küreselleşmenin tek kilit noktası

19. asrın 2. yarısında İngiltere tarafından sömürgeleştirilen Hong Kong, o asrın nihayetinde başlayan evvel küreselleşme döneminde hızla tek ticari, mali ortada olarak yükseldi. dahada ardindan Çin dahil savaşından kaçanların da katılımıyla bu gelişme dahada da hızlandı.

İkinci hayat Savaşında Japonya tarafından işgal edilen Hong Kong, savaştan ardindan tekrar İngiltere idarenine döndü. Bundan ardindan Hong Kong’un ticari ve mali öneminin arttığını, bu sefer Çin’den kaçanların katkısıyla hızla sanayileşerek “Asya Kaplanları” kategorisine giren tek gelişme sergilediğini görüyoruz.

Çin, Deng Xiaoping döneminde piyasa ekonomisine geçmeye, neo-liberal küreselleşme sürecine katılmaya başladığında, cenup doğu Asya kisminda etkinlik gösteren Çin diasporasının sermayesinin Çin ekonomisine art dönmesinde, bunu yabancı kapital akımının izlemesinde, böylelikle başlayan senelik yüzde 10 dolayındaki alışılmış olan üstü hızlı büyümede Hong Kong ekonomisi ağırbaşlı tek köprü ve platform oldu.

1980’lerde başlayan 2. Küreselleşme döneminde, İngiltere, Hong Kong üzerindeki egemenliğini 1997’de Çin’e devretti. Bundan ardindan Hong Kong, Çin’in tek ahenk gösteren ücret ve siyasi güç olarak yükselmesinde hatri sayilir büyüklükte oyun oynadı.

İngiltere ve Çin arasında yapılan tasima anlaşmasında, geçiş zamani 50 sene sürecek bu asama boyunca, Hong Kong esas yasalarını ve ahenk gösteren ücret sistemini, yönetimsel modelini koruyacak, Çin müdafaa ve güvenlik konularında egemen olacak, Hong Kong yöneticisinin de atanma sürecini belirleyecekti. Hong Kong böylelikle “tek ülke-iki sistem” olarak adlandırılan tek model içinde Çin’in egemenliği altına giriyordu.

İki sistem çatışıyor

Çin’in ahenk gösteren ücret olarak yükselişinin siyasi biçimler, hegemonya eğilimleri de üretmeye başlamasına paralel olarak Hong Kong üzerindeki etkisini, ferdi hakları, özgürlükleri kısıtlama, kendisinin istemini dayatma istikametinde artırmaya başladığını görüyoruz.

Çin yönetimi, 2014’te Hong yöneticisinin seçilme sürecinde adayları belirlemesine destur veren tek kanun farklığı önerisi dayatınca, “iki sistem” arasındaki yasamsal gerginlik hızla su yüzüne çıktı ve “Şemsiye Devrimi” olarak anılan protesto gösterileri patlak verdi. Bu protesto gösterilerinde demokratik dogruluk taleplerinin yanı sıra, Çin idareninde hatri sayilir büyüklükte kaygı olusturan tek “bağımsızlık” talebi de alana çıktı.

“Balık köftesi devrimi” olarak anılan 2. mühim gerginlik 2016’da, Çin Yılbaşı kutlamalarında izinsiz yol satıcılarını amaç alan baskıya reaksiyon olarak patlak vermiş, hızla yol çatışmalarına dönüşmüş, “bağımsızlık” talebi ve tek Hong Kong milliyetçiliğini belirten sloganlar gündeme gelmişti. Hong Kong yönetiminin olayları “isyan” olarak nitelemesi, tutuklananlara 20 seneye civarindan mapus cezası verilebileceği mananına geliyordu.

Bir hayli gözlemci, idarenin bu tanımlamaya dayanarak hareketin öncüsü olduğunu düşündüğü göstericilere ağır mapus cezaları vererek demokratik hareketin Bir hayli ılımlı ve deneyimli siyasi liderini tasfiye ettiğini ileri sürüyor. böylelikle arkada radikal ve bariz tek programdan yoksun itirazcı grupların kaldığı, bu nihayet protesto gösterilerinin bu civarindan şiddetli yaşanıyor olmasının bu radikal unsurların etkinliğinden kaynaklandığı ifade ediliyor.

nihayet senelerde neden Hong Kong gerekse de Çin yönetimi, bu protesto gösterilerini “Arap Baharı” olaylarına, “renkli devrimlere” benzetiyor; Batı’nın kışkırtmalarının, komplolarının ürünü olduğunu argüman ederek tutumlarını sertleştiriyorlar.

‘Kask Devrimi’

nihayet protesto gösterileri, Hong Kong yönetiminin, bazı zanlıların, kaçan muhaliflerin yargılanmak üzere Çin’e art iade edilmesine imkan verecek tek kanun taslağını gündemine almasıyla patlak verdi.

Gösteriler esnasında polisle çatışanların fabrika ve şantiyelerde kullanılan güvenlik kasklarından giyiyor olmaları, hareketin kısa sürede, tek işçi sınıfı bağını da ima eder biçimde, “Kask Devrimi” olarak adlandırmasına neden oldu.

zabita protestoları önlemekte yoksun kalınca, Hong Kong idaresi kısmen art adım atarak kanun taslağı önerinini askıya aldığını açıkladı, ama Tamamiyle art çekmedi. Bunun üstüne protesto gösterilerinin şiddeti arttı; kanun tasarısının Tamamiyle art çekilmesi isteginin yanına, Hong Kong yöneticisinin istifası, yöneticinin hür ve genel seçimlerle seçilmesi, bambu sopalarla göstericilere ve oradaki sıradan halka saldıran mahalli mafya (TRİAD) azalarının yakalanması, polis-TRİAD bağlantısının soruşturulması ve orantısız şiddet kullanan polislerin cezalandırılması talepleri eklendi.

Gösteriler esnasında Çin amblemlerine kara boya atılması, Hong Kong meclis binasını işgal çabaları, Çin yönetiminin ve “tek ülke-iki sistem modelinin” amaç alındığını, bağımsızlık arzusunun ve isteginin dahada da güçlendiğini gösteriyordu.

Şimdi, Çin yönetiminin riziko algısı hızla güçleniyor; Çin yayınlarında ve demeçlerinde AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ ve Tayvan yönetimleri gittikçe dahada kati tek dille suçlanıyor. Protesto gösterileri sertleşip yaygınlaştıkça, Hong Kong Sanki yönetilemez vaziyete geliyor; Kızıl Ordu’nun direk müdahale etme ihtimali artıyor.

Hong Kong’da bazı siyasi yorumcular, Çin hükümet başkanı Şi Cinping’in orduyu devreye sokma ile alakalı kararsız kaldığını, memleket içinde ve beynelmilel alanda hatri sayilir büyüklükte sarsıntı yaratabilecek Tiananmen benzeyen tek olayın yaşanma rizikonunu almak istemediğini vurguluyorlar.

başka istikametten aynı gözlemciler, Şi’nin neden halkın gözünde, neden parti içinde, gerekse de alanda zayıf görünmekten, saygınlığını kaybetmekten, Çin’in yükselmekte var olan hegemonya sürecinin zarar görmesinden korktuğunu, yönetim içinde değişik gruplaşmalar arasındaki rekabetin de karar alma sürecini aksattığını düşünüyorlar.

Yeni Dönemde ulusal Savunma

Gelişmelere, Çin yönetiminin geçen ay yayımladığı “Yeni Dönemde ulusal Savunma” başlıklı raporun optiğinden bakınca, nihayet protesto gösterilerinin kirik tek ehemmiyete sahip olduğu, bu gelişmelerin de Sanki tertemiz tek “Soğuk Savaş” bağlamında değerlendirildiği görülüyor. O raporun ayrıntılı tek değerlendirmesi tek başka yazının konusu. ama burada üç noktayı vurgulamak sanırım yeteri civarindan olacaktır.

Birincisi, Çin alanda ve yeryüzünde yükselme projesinin karşısında en mühim engel olarak ABD’nin tesirini ve gücünü görüyor. Bu bağlamda, ulusal müdafaa raporunda AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ anne amaç olarak beliriyor.

İkincisi, Çin toprakları sayılan bazı bölgelerdeki toplumsal, ekonomik, etnik sorunların, dış güçler tarafından, Çin’in dahil istikrarını bozmak, tek çatışma anında, kendini müdafaa gücünü zayıflatmak amaciyla kullanılabileceği belirtiliyor. Bu bağlamda raporda evvela üç bölgenin isimi öne çıkıyor: Tibet, Sincan ve Tayvan.

Üçüncüsü, Çin’in neden bu bölgelerde gerekse de cenup Çin Denizi’nde egemenlik haklarını savunmak amaciyla savaşmaktan çekinmeyeceği vurgulanıyor.

Çin, “büyük stratejisinin” önündeki en hatri sayilir büyüklükte engel olarak ABD’yi gördüğünden “Yeni Dönemi” Sanki tertemiz tek “Soğuk Savaş” olarak algılıyor. Çin’in, Hong Kong olaylarında AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ ve Tayvan parmağını görmesi de bu bağlamda, Hong Kong’u da yukarıda değinilen üç bölgeye eklediğini, ne pahasına olursa olsun denetimi elinden kaçırmamaya kararlı olduğunu düşündürüyor. Bunun da tek Kızıl silahlı güç müdahalesi ihtimalini gittikçe artırdığını…

BBC
önceki haber «
sonraki haber »

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir